|
Türkiye’de kamu çalışanları her geçen gün ağırlaşan ekonomik koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor. Maaşlar daha ele geçmeden eriyor, kira giderleri gelirlerin önemli bir bölümünü yutuyor, mutfak masrafları her ay katlanıyor. Çalışanlar ay sonunu getirebilmek için hesap yapmak zorunda kalıyor. Bir zamanlar orta sınıfın güvencesi olarak görülen memurluk, bugün birçok kamu çalışanı için ekonomik kaygıların gölgesinde sürdürülen bir mesleğe dönüşüyor.
Peki, kamu çalışanlarının haklarını savunmak için kurulan sendikalar ne yapıyor?
Memurun alım gücünü artırmak, maaşları yoksulluk sınırının üzerine çıkarmak, adil bir ücret sistemi oluşturmak, vergi yükünü hafifletmek ve emeğin karşılığını almasını sağlamak için mücadele etmeleri beklenirken, gündeme getirilen konulardan biri sendikal baraj oluyor.
Memur-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’in Kamu Personeli Danışma Kurulu gündeminde sendikal baraj talebini öne çıkarması, kamu çalışanlarının önüne son derece önemli bir soruyu getiriyor: Memurun sofrasındaki ekmeği büyütemeyenler, neden sendikal örgütlenme alanını daraltmanın peşine düşüyor?
Memurun maaşına sınır var, sendikasına da mı gelecek?
Kamu çalışanları yıllardır ücret artışlarının enflasyon karşısında erimesinden, alım güçlerinin düşmesinden ve ekonomik refah beklentilerinin karşılanmamasından şikâyet ediyor. Çalışanlar, emeğinin karşılığını alabilmek için mücadele ederken sendikaların önceliği bu sorunlara çözüm üretmek olmalıdır.
Ancak sendikal baraj tartışması, başka bir anlayışın işaretlerini taşıyor: Büyük olanın daha da büyüdüğü, küçük olanın ise sistemin dışına itildiği bir sendikal düzen!
Bir sendikanın çok sayıda üyeye sahip olması, onun her koşulda haklı olduğunu göstermez. Aynı şekilde üye sayısı daha az olan bir sendikanın varlığı da başlı başına bir sorun değildir. Sendikaların değeri yalnızca üye sayısıyla değil; çalışanların haklarını ne kadar savunduklarıyla, hangi kazanımları elde ettikleriyle ve üyelerinin güvenine ne ölçüde layık olduklarıyla ölçülmelidir.
Sendikal barajı savunmak yerine, sendikaların öncelikle şu soruya cevap vermesi gerekir: Kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını geliştirmek için bugüne kadar ne yaptık, bundan sonra ne yapacağız?
Çalışanın refahını yükseltemeyen bir sendikal anlayışın, kendi dışındaki sendikalara sınır çizerek güç kazanmaya çalışması, sendikacılığın özüne aykırıdır.
Küçük sendikalar neden rahatsızlık veriyor?
Sendikal çoğulculuk, demokratik toplumların önemli güvencelerinden biridir. Çalışanlar, mevcut sendikaların kendilerini yeterince temsil etmediğini düşündüklerinde yeni bir sendika kurabilmeli veya farklı bir sendikaya üye olabilmelidir.
Bu hak, yalnızca büyük sendikaların hoşuna gittiği sürece korunacak bir ayrıcalık değildir.
Bir kamu çalışanı, üyesi olduğu sendikanın kendi haklarını yeterince savunmadığını düşünüyorsa başka bir örgütlenme arayışına girebilmelidir. Küçük bir sendika, büyük sendikaların görmezden geldiği sorunları gündeme taşıyabilir; yerleşik sendikal anlayışları eleştirebilir ve çalışanlara yeni bir seçenek sunabilir.
Sendikal barajın savunulması, bu alternatiflerin önüne engel çıkarma riski taşımaktadır. Elbette sendikaların mali ve idari sorumluluklarını yerine getirmesi, demokratik işlemesi ve üyelerine karşı hesap verebilir olması gerekir. Ancak bu gereklilikler, sendikal rekabeti ortadan kaldırmanın veya küçük sendikaları etkisizleştirmenin gerekçesine dönüştürülmemelidir.
Sendikal demokrasinin ölçüsü, büyük sendikaların ne kadar güçlü olduğu değil, küçük sendikaların da özgürce örgütlenebilmesidir.
Asıl baraj yoksulluk barajıdır!
Bugün kamu çalışanlarının önüne konulması gereken baraj, sendikal örgütlenmenin önündeki bir sayı eşiği değil, çalışanları yoksulluğa mahkûm eden ekonomik koşullar olmalıdır.
Sendikalar, kamu çalışanlarının gelirlerini insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarmak için mücadele etmelidir. Ücret artışlarının enflasyon karşısında erimesini önlemek, gelir vergisi yükünü adil hâle getirmek, aynı işi yapan çalışanlar arasındaki ücret adaletsizliklerini gidermek ve emeklilikte gelir kaybını azaltmak sendikal mücadelenin temel başlıkları arasında yer almalıdır.
Kamu çalışanları, ekonomik sorunlarıyla baş başa bırakılırken sendikaların enerjisini birbirlerinin örgütlenme alanlarını daraltmaya harcaması kabul edilebilir değildir.
Madem kamu çalışanlarını temsil etme iddiasındasınız, o hâlde önce onların geçim derdine çözüm üretin. Madem güçlü bir sendikal yapıya sahipsiniz, gücünüzü rakiplerinize sınır koymak için değil, çalışanların haklarını genişletmek için kullanın.
Çünkü sendikal başarının ölçüsü, rakip sendikaların sayısını azaltmak değil, kamu çalışanlarının yaşam standardını yükseltmektir.
Son söz: Memur kendisine sahip çıkmayanı sorgular!
Kamu çalışanları artık yalnızca vaatlere değil, sonuçlara bakıyor. Maaş bordrosuna, market fişine, kira sözleşmesine ve ay sonunda cebinde kalan paraya bakıyor.
Sendikaların görevi, üyelerinin neden başka sendikalara yöneldiğini sorgulamak ve bu yönelişin önüne engel koymak değil; çalışanların güvenini neden kaybettiklerini anlamaktır.
Bir sendika, üyelerinin haklarını etkili biçimde savunuyorsa zaten güçlenir. Çalışanlar kendilerini temsil edildiğini hissediyorsa o sendikaya sahip çıkar. Güven, barajlarla değil, emekle kazanılır.
Büyük sendikalar, küçük sendikaların varlığından rahatsız olmak yerine kendilerine şu soruyu sormalıdır: Çalışanlar neden alternatif arıyor? Hangi hakları yeterince savunulmadı? Hangi ekonomik sorunlar çözümsüz kaldı?
Bu sorulara cevap vermek yerine sendikal barajı gündeme taşımak, kamu çalışanlarının gerçek gündeminden uzaklaşmaktır.
Unutulmamalıdır ki sendikalar, çalışanların özgürlüğünü sınırlandırmak için değil, haklarını genişletmek için vardır.
Memurun maaşını yoksulluk sınırının üzerine çıkaramayanlar, sendikal özgürlüğüne sınır koymaya kalkmamalıdır.
Çünkü kamu çalışanlarının ihtiyacı daha fazla baraj değil, daha fazla hak; daha fazla sendikal engel değil, daha fazla dayanışma; daha fazla güç mücadelesi değil, daha güçlü bir emek mücadelesidir.
| # | Takım | O | G | B | M | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 6 | 4 | 1 | 1 | +8 | 13 | |
| 2 | 6 | 4 | 1 | 1 | +3 | 13 | |
| 3 | 6 | 4 | 0 | 2 | +7 | 12 | |
| 4 | 6 | 4 | 0 | 2 | +3 | 12 | |
| 5 | 6 | 3 | 2 | 1 | +2 | 11 | |
| 6 | 6 | 3 | 1 | 2 | +10 | 10 | |
| 7 | 6 | 3 | 1 | 2 | +8 | 10 | |
| 8 | 6 | 2 | 4 | 0 | +2 | 10 | |
| 9 | 6 | 3 | 1 | 2 | +1 | 10 | |
| 10 | 6 | 2 | 2 | 2 | 0 | 8 | |
| 11 | 6 | 2 | 1 | 3 | +1 | 7 | |
| 12 | 6 | 2 | 1 | 3 | -1 | 7 | |
| 13 | 6 | 2 | 1 | 3 | -8 | 7 | |
| 14 | 6 | 2 | 1 | 3 | -8 | 7 | |
| 15 | 6 | 1 | 1 | 4 | -4 | 4 | |
| 16 | 6 | 1 | 1 | 4 | -6 | 4 | |
| 17 | 6 | 0 | 3 | 3 | -4 | 3 | |
| 18 | 6 | 1 | 0 | 5 | -14 | 3 |
| İmsak | 05:38 |
| Güneş | 07:02 |
| Öğle | 12:56 |
| İkindi | 16:07 |
| Akşam | 18:40 |
| Yatsı | 19:59 |