Eğitim kurumlarında meydana gelen silahlı ve fiziki saldırılarda hedef olan, canını ve öğrencilerini koruma telaşına düşen eğitimcilere yönelik "görev yerini terk etme" veya "müdahale etmeme" gibi gerekçelerle soruşturma açılması, kamu vicdanını ve hukuk ilkelerini derinden zedelemektedir.
Bir eğitim kurumunda can güvenliğini sağlamak, kapı güvenliğini temin etmek ve dışarıdan gelebilecek her türlü saldırıyı bertaraf etmek devletin güvenlik bürokrasisinin ve emniyet güçlerinin asli vazifesidir. Öğretmenlerimizin yegâne görevi ise sınıflarında öğrencilerine rehberlik etmek, onları geleceğe hazırlamak ve eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmektir.
Hiçbir koşulda yaşanmasını arzu etmediğimiz silahlı baskın veya saldırı anlarında; elinde yalnızca kalemi ve tebeşiri olan bir öğretmenden, kolluk kuvveti refleksiyle saldırgana fiziki müdahalede bulunmasını beklemek ne hukuka ne de hayatın olağan akışına uygundur:
Sorumluluk Çarpıtılamaz: Okulların fiziki güvenliğinin, yeterli güvenlik görevlisi ve emniyet tedbirleriyle donatılmasının sorumluluğu idarenin üzerindedir. Güvenlik zafiyetinin faturası eğitim çalışanlarına kesilemez.
Haksız Soruşturmalara Son Verilmelidir: Canını ve öğrencilerini koruma refleksi gösteren eğitimciler hakkında disiplin soruşturması açılması, yer değişikliği veya baskı uygulanması adaleti zedeleyen açık bir usul ve hakkaniyet hatasıdır.
Sosyal Medya Linçlerine Karşı Koruma: Olay anına dair görüntüler üzerinden öğretmenleri hedef tahtasına koyan, eğitim camiasının onurunu zedeleyen sosyal medya algılarına karşı idare personeline sahip çıkmalı, koruyucu zırh olmalıdır.
Eğitimcilerimizin sahipsiz olmadığını bir kez daha vurguluyoruz: Öğretmenlerimizin daima yanındayız; okullarda can güvenliği sağlanana ve haksız soruşturmalar son bulana kadar eğitim onurunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.