|
O hâlde şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Millî Eğitim Bakanlığının motorlu taşıt sürücüleri ve direksiyon eğitimi mevzuatı, otomotiv dünyasının geleceğine yeterince hazır mı?
Aslında bu yolda önemli bir adım atılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı, 9 Temmuz 2024 tarihinde yapılan düzenlemeyle direksiyon uygulama sınavlarında elektrikli araçların kullanımına imkân sağlamıştır. Mevzuatta “eğitim ve sınav aracı (Elektrikli araç)” tanımı da açıkça yer almaktadır.
Bu, hiç şüphesiz çok değerli bir başlangıçtır. Ancak artık başlangıçtan daha fazlasına ihtiyacımız var.
Otomotiv teknolojisi olağanüstü bir hızla değişiyor. İçten yanmalı motorların yanında artık elektrikli araçlar, hibrit araçlar, gelişmiş sürüş destek sistemleri, rejeneratif frenleme, tek pedal sürüşü, gelişmiş elektronik güvenlik sistemleri ve giderek daha fazla yazılım tabanlı araç teknolojileri hayatımızın merkezine yerleşiyor.
Bugün sürücü belgesi alan gençlerin çok büyük bir bölümü, meslek hayatları ve günlük yaşamları boyunca elektrikli araçlarla karşılaşacak.
Peki, biz bu gençlere sürücü eğitimini ağırlıklı olarak geçmişin otomobil teknolojisi üzerinden mi vereceğiz? Yoksa onları yarının ulaşım dünyasına mı hazırlayacağız?
Bence Millî Eğitim Bakanlığı kesinlikle ikinci yolu tercih etmelidir. Çünkü eğitim sistemleri, sadece bugünün ihtiyaçlarına cevap veren değil; yarının ihtiyaçlarını önceden öngören ve ona göre şekillenen bir yapıda olmalıdır.
Elektrikli araçların direksiyon eğitiminde kullanılması yalnızca çevre dostu bir tercih olarak görülmemelidir. Bu konu, aynı zamanda eğitimde topyekûn bir teknolojik dönüşüm meselesidir.
Elektrikli araç kullanan bir sürücünün karşılaşacağı ve deneyimleyeceği özellikler, geleneksel içten yanmalı araçlardan çok farklıdır:
Tüm bu başlıklar, geleceğin sürücüsünün mutlaka bilmesi ve uygulaması gereken temel unsurlar hâline gelmektedir. Dolayısıyla sürücü eğitimi de bu köklü değişime hızla ayak uydurmalıdır.
Mevcut mevzuat elektrikli araçların eğitim ve sınav aracı olarak kullanılmasına imkân tanıyor olsa da, bir sonraki aşamada elektrikli araçların yalnızca "isteğe bağlı bir seçenek" olmaktan çıkarılıp, sürücü eğitim sisteminin planlı ve sistematik bir parçası hâline getirilmesi gerekmektedir.
Örneğin, Bakanlık tarafından şu adımlar ivedilikle atılabilir:
Bugün elektrikli araçlara ve bu dönüşüme yatırım yapan ülkeler yalnızca otomobil üretmiyor; batarya teknolojisine, yazılıma, yapay zekâya, şarj altyapısına, enerji yönetimine ve yeni nesil ulaşım sistemlerine yatırım yapıyor. Dolayısıyla elektrikli araçların sürücü eğitimine entegre edilmesi, aslında kursiyerlerin ve sürücü adaylarının 21. yüzyıl teknolojileriyle doğrudan tanıştırılması demektir.
Eğitim sistemleri değişimin arkasından koşmamalı, değişimin önünde yürümelidir. Bir ülkenin eğitim politikası, teknolojinin günlük hayata tamamen yerleşmesini bekleyip sonra müfredat değiştirmek yerine, o teknolojik dönüşümü önceden öngörerek toplumu hazırlamalıdır.
Atatürk’ün havacılık konusunda ortaya koyduğu o büyük vizyon tam da bu noktada tarihî bir ders niteliğindedir. O dönemde uçak teknolojisi bugünkü kadar gelişmiş değildi. Ancak Atatürk geleceği gördü ve “İstikbal göklerdedir” dedi. Çünkü mesele yalnızca o günün uçağı değil, geleceğin dünyasında söz sahibi olabilme iradesiydi.
Bugün de tam olarak bu vizyona ihtiyacımız var. Geleceğin ulaşım sistemi elektrikli, bağlantılı, yazılım destekli ve giderek daha akıllı hâle gelmektedir. Öyleyse geleceğin sürücüsünü geçmişin araçlarıyla geleceğe hazırlamak yeterli olmayacaktır.
Direksiyon eğitimi yalnızca bir aracı fiziksel olarak hareket ettirmekten ibaret değildir; asıl amaç, güvenli, çevreye duyarlı ve bilinçli sürücüler yetiştirmektir.
Bu nedenle sınav sistemi de teknolojik dönüşümü dikkate almalıdır. Elektrikli araç kullanan adayın; aracın çalışma karakteristiğini tanıması, rejeneratif fren sistemini doğru kullanması, enerji verimliliğine dikkat etmesi, elektronik sürüş destek sistemlerinin sınırlarını bilmesi ve sessiz araçların yayalar açısından oluşturabileceği farkındalık ihtiyacını kavraması gibi konular sürüş kültürünün ayrılmaz birer parçası hâline getirilmelidir.
Çünkü geleceğin sürücüsü yalnızca direksiyonu çeviren kişi olmayacaktır; aracın teknolojisini bilen, teknolojinin sınırlarını anlayan ve güvenliği her şeyin önünde tutan bilinçli bir kullanıcı olacaktır.
Millî Eğitim Bakanlığı son yıllarda direksiyon eğitimi ve sınav sisteminde takdir edilesi düzenlemeler gerçekleştirmiştir. 2024 yılındaki düzenlemeyle elektrikli araçların uygulama sınavlarında kullanılmasının önünün açılması bunun en somut ve vizyoner örneklerinden biridir.
Şimdi ise bir sonraki büyük adımı atma vaktidir:
Bu hamle, yalnızca otomobil teknolojisine uyum sağlamak anlamına gelmeyecektir; aynı zamanda Türkiye’nin eğitimde teknolojik dönüşüme öncülük eden ülkeler arasında yer alma kararlılığını tüm dünyaya gösterecektir.
Bir eğitim sisteminin gerçek başarısı, yalnızca bugünün problemlerini çözmesiyle değil; henüz ortaya çıkmamış ihtiyaçları ve geleceğin dünyasını önceden görebilmesiyle ölçülür.
Atatürk’ün havacılık vizyonundan çıkaracağımız en büyük ders budur. O, gökyüzünün geleceğin en büyük mücadele ve gelişme alanlarından biri olacağını çok önceden sezmişti. Bugün bizim de karayollarının ve ulaşımın geleceğini aynı berraklıkla görmemiz gerekiyor.
Geleceğin yollarında daha fazla elektrikli araç olacaksa, geleceğin sürücülerini de bugünden buna hazırlamalıyız. Çünkü eğitim, geçmişi tekrar etmek değil; geleceği inşa etmektir.
Bugün direksiyon eğitiminde elektrikli araçlara daha fazla yer açmak, yarının teknolojisine bugünden kapı açmaktır. Ve belki de yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda, bugün atacağımız bu adım için gururla şu cümleyi kuracağız:
“Geleceğin otomobillerini beklemedik; geleceğin sürücülerini bugünden yetiştirdik.”
Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözündeki o eşsiz ileri görüşlülüğü bugün yeni bir çağın eşiğinde yeniden okumalıyız: İstikbal, geleceği bugünden görebilenlerin olacaktır.
Türkiye’nin sürücü eğitim sistemi de bu vizyonla hareket etmeli; elektrikli araçları yalnızca bir "seçenek" değil, geleceğe açılan güçlü bir eğitim kapısı olarak görmelidir.
Serdar GÜNDÜZ
Liyakat-Sen Genel Sekreteri
| # | Takım | O | G | B | M | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 6 | 4 | 1 | 1 | +8 | 13 | |
| 2 | 6 | 4 | 1 | 1 | +3 | 13 | |
| 3 | 6 | 4 | 0 | 2 | +7 | 12 | |
| 4 | 6 | 4 | 0 | 2 | +3 | 12 | |
| 5 | 6 | 3 | 2 | 1 | +2 | 11 | |
| 6 | 6 | 3 | 1 | 2 | +10 | 10 | |
| 7 | 6 | 3 | 1 | 2 | +8 | 10 | |
| 8 | 6 | 2 | 4 | 0 | +2 | 10 | |
| 9 | 6 | 3 | 1 | 2 | +1 | 10 | |
| 10 | 6 | 2 | 2 | 2 | 0 | 8 | |
| 11 | 6 | 2 | 1 | 3 | +1 | 7 | |
| 12 | 6 | 2 | 1 | 3 | -1 | 7 | |
| 13 | 6 | 2 | 1 | 3 | -8 | 7 | |
| 14 | 6 | 2 | 1 | 3 | -8 | 7 | |
| 15 | 6 | 1 | 1 | 4 | -4 | 4 | |
| 16 | 6 | 1 | 1 | 4 | -6 | 4 | |
| 17 | 6 | 0 | 3 | 3 | -4 | 3 | |
| 18 | 6 | 1 | 0 | 5 | -14 | 3 |
| İmsak | 05:35 |
| Güneş | 07:00 |
| Öğle | 12:57 |
| İkindi | 16:09 |
| Akşam | 18:43 |
| Yatsı | 20:02 |